GÜNGÖR DİLMEN’İN BEN ANADOLU ADLI ESERİNDE KADIN VE TOPLUM

Author:

Year-Number: 2022-17
Number of pages: 480-488
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Güngör Dilmen’in Ben Anadolu adlı tiyatro eseri ilkçağlardan günümüze Anadolu’da yaşamış kadınların gerçekle kurmaca arasında bir panoramasını çizmektedir. İlkçağlılar, Osmanlılar ve Cumhuriyetliler olmak üzere üç bölüme ayrılan eserde yazar, kadının belleğindeki birikimle bilincindeki değişimi sergilemeye çalışır. Dilmen, Anadolu’nun Ana Tanrıçası olduğu söylenen Kübele’den başlayarak, Prof. Dr. Muhibbe Darga’ya kadar Anadolu tarihini kadınların diliyle oyunlaştırır. Eserin gerçekle kurgu arasındaki farkı oldukça incedir. Kadın bakışının ve algısının zamanla karmaşıklaştığını, kadın kaygılarının, çatışmalarının şiddetlendiğini ve bu çeşitliliği arttıracak faktörlerin güçlendiğini göstermektedir. Başlangıçta, Kübele örneğinde olduğu gibi kadın, öncelikle yiyecek ve eş bulmayı kendine amaç edinirken, hayatla ilgili kaygılar ve çatışmalar arttıkça, birey olma, kabul görme, farklılıkların kabul edilebilmesi için çatışmaya girme, sanatsal farklılıklar yaratma ve nihayetinde daha derin acılara eğilme gibi kaygılar taşımaya başlamıştır. Kitabın Osmanlılar bölümündeki Nilüfer Hatun’un arzuları ve çelişkileriyle, Nigar Hanım’ın arzuları ve çelişkileri birbirinden farklıdır. Nitekim Nigar Hanım’ın kaygılarının karşısında Halide Edip’in kaygıları daha karmaşık, çatışmaları daha güçlüdür. Yazar, Anadolu’daki siyasi tarihin kadınlar gözüyle nasıl algılandığını sergilemeye çalışır. Meselelere uzak açıdan bakılmasını ve tarafsız olunmasını sağlamaya çalışırken aslında okur için bazı konularda farkındalık yaratmaya çalışır. Bu çalışmada Güngör Dilmen’in eserinde kadın söyleminin zaman içinde değişime uğrayıp uğramadığı ve yazarın bunu siyasi söylemle örtüştürme çabası irdelenecektir. Bu söylem biçimi incelenerek yazarın kadına ve kadının toplumdaki yerine bakışı da ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Keywords

Abstract

Güngör Dilmen's theater play Ben Anadolu draws a panorama between reality and fiction of women living in Anatolia from the early ages to today. The writer tries to exhibit accumulation in a woman’s memory and change in her consciousness in the play, which has three parts: the Ancients, the Ottomans, and the Republicans. Dilmen starts to write Anatolia's history from Kibele, who is said to be Anatolia's mother Goddess, to Prof. Dr. Muhibbe Darga by using the language of women. We see women's perspectives and sense of complexity in time, intensifying women's worries and conflicts, and the factors increasing this diversity are strengthened. Initially, as in the case of the Kibele example, when the woman first aimed at finding food and spouses when increased worry about life and conflicts begin to move worries as being an individual, acceptance, to enter into conflicts so that differences can be accepted, creating artistic differences and eventually tendency more profound pain. The desires and conflicts of Nilüfer Hatun in the Ottoman section of the book are different from the desires and conflicts of Nigar Hanım. As a matter of fact, the worries of Halide Edip against Nigar Hanım's concerns are more complex, and the conflicts are more robust. The author tries to show how women's perception in Anatolia's political history. When he tries to create neutrality and look at things from a distance perspective, he tries to raise awareness of some issues for readers. In this work, we will examine whether the woman language has changed over time and whether the author is trying to overlap this language with political tongues in Güngör Dilmen’s work. By examining this form of discourse, we will try to reveal the author's view of the woman and the woman's place in society.

Keywords