MALKARA MÜFTÜSÜ MUHAMMED SEZÂYÎ EFENDİ VE MANZUM FETVÂLARI

Author:

Number of pages: 230-237
Year-Number: 2021-13

Abstract

Osmanlı döneminde fetvâlar da manzum biçimde verilmeye başlanmış ve böylece Türk edebiyatında özgün bir tür daha yerini almıştır. Hukukî konuların bu şekilde de açıklanmaya başlanmasıyla birlikte şiir ve fetvâ mecmualarında bu fetvâlar bir süs gibi özel biçimde yer almış ve meraklıları tarafndan özenle korunarak günümüze kadar gelebilmiştir. Fetvâ kelimesi yiğit, genç, kavî manasındaki ‘fetâ’ kökünden gelmekte ve müşkül bir meselenin güçlü bir cevapla çözülmesini anlatmaktadır. Osmanlı fetvâları genellikle mensur biçimde verilmiş, manzum biçimde verilenleri ise fetvâyı veren kişinin şair olması ile ilgili bulunmuştur. Osmanlı döneminde divan şairleri arasında özel bir yeri ve değeri bulunan şeyhülislâm ve diğer ilmiye mensuplarının çeşitli tarihlerde çok sayıda manzum fetvâ verdikleri görülmüştür. Bugüne dek tanıttığımız manzum fetvâların çoğunluğu şeyhülislâmlar tarafından verilmişti. Bu çalışmada ise çeşitli kazalarda görev yapmış bir Osmanlı müftüsünün manzum fetvâları tanıtılmakta olup bunların içinde nasihatnâme şeklinde yazılmış bir fetvâ da bulunmaktadır. Osmanlı döneminde kadılar aynı zamanda fetvâ işini de yapmış ve bu durumu mühür ve imzalarında ‘me’zûn bi’l-iftâ’ ibaresi ile bildirmişlerdir. Fetvâlarını tanıtmakta olduğumuz Muhammed Sezâyî Efendi 17. yüzyılın sonları ile 18. yüzyılın başlarında yaşamış, genellikle Trakya ilçelerinde kadılık ve müftülük yapmıştır. Manzum fetvâlarının altındaki imzada kendisini Migalkara (Malkara) müftüsü olarak tanıtmıştır. Hayatı hakkında şu anda yeterli bilgi bulunmayan Muhammed Sezâyî Efendi’nin elimizde üç adet manzum fetvâsı bulunmaktadır.

 

Keywords

Abstract

During the Ottoman period, fatwas began to be given in poetic form, and thus a unique genre took its place in Turkish literature. With the beginning of the explanation of legal issues in this way, these fatwas took place in poetry and fatwa magazines in a special way like an ornament, and have survived until today by being carefully preserved by their enthusiasts. The word fatwa comes from the root of 'feta', which means brave, young and describes the resolution of a difficult issue with a strong answer. Ottoman fatwas were generally given in prose form, and those given in verse were related to the person who gave the fatwa to be a poet. It has been observed that the sheikh-ul-Islam and other scholars, who had a special place and value among divan poets in the Ottoman period, gave many poetic fatwas on various dates. Most of the verse fatwas that we have introduced until today were given by the sheikhs. In this study, verse fatwas of an Ottoman mufti who served in various places are introduced and there is also a his fatwa written in the form of advisory. During the Ottoman period, the judges also carried out the fatwa work and reported this situation with the phrase "me'zûn bi'l-iftâ" in their seal and signature. Muhammed Sezâyî Efendi, whose fatwas we are introducing, lived at the end of the 17th century and the beginning of the 18th century, and generally worked as a judge and mufti in Thrace districts. He introduced himself as the Mufti of Migalkara (Malkara) in the signature under the verse fatwas. We have three verse fatwas of Muhammed Sezâyî Efendi, whose life we ​​do not have enough information at the moment.

Keywords