Bu çalışma, Ömer Seyfettin'in "Bahar ve Kelebekler" (1911) öyküsünü Fairclough'un üç boyutlu Eleştirel Söylem Çözümlemesi modeliyle incelemektedir. Analiz, dilsel yapılar (T₁), üretim/yorumlama koşulları (T₂) ve ideolojik bağlam (T₃) arasındaki diyalektik ilişkiyi ortaya koymayı hedeflemektedir. Metin düzeyinde (T₁), dört temel söylemsel strateji belirlenmiştir: (i) kiplik bakışımsızlıksi: nine [MOD(Y)], genç kız [MOD(D)]; (ii) Sözcüksel bakışımsızlık: nine [+BİREY/+STATÜ], genç kız [-BİREY/+BEDEN]; (iii) eyleyen gizleme [EYLEYEN = ∅] ile modernleşme eleştirisinin doğallaştırılması; (iv) kelebek sembolizmi ile kadercilik inşası [SİYAH → ÖLÜM]. Söylemsel edim düzeyinde (T₂), öykünün Genç Kalemler dergisinin milliyetçi söylemiyle uyumlu olduğu ve bir erkek yazarın kadın adına konuştuğu [(ERKEK) → (KADIN SESİ)] tespit edilmiştir. Toplumsal edim düzeyinde (T₃), öykünün kadercilik, milliyetçilik, nostalji ve ataerki ideolojilerini iç içe geçirdiği görülmüştür. Çalışma, öykünün hem ataerkil düzeni yeniden ürettiğini hem de ona tanıklık ettiğini, ancak dönüştürme girişiminin başarısız olduğunu [DÖNÜŞÜM → ✖] göstermektedir. "Bahar ve Kelebekler", kadın sesini duyurma iddiası taşımakla birlikte, bu sesi bir erkek yazarın kurduğu ve kadercilikle sonlandırdığı bir temsil olarak inşa etmektedir. Sonuç olarak, bu yenilikçi yaklaşım, erken dönem Türk edebiyatında kadın temsillerinin dilsel inşasının dönemin milliyetçi söylemleri tarafından doğrudan desteklendiğini göstermektedir. Çalışma, Eleştirel Söylem Çözümlemesinin (ESÇ), yazınsal metinler içerisindeki ideolojik yapıların analiz edilmesinde güçlü bir metodolojik araç olarak öne çıktığını ortaya koymaktadır.
This study examines Ömer Seyfettin’s short story “Bahar ve Kelebekler” (1911) through Norman Fairclough’s three-dimensional model of Critical Discourse Analysis. The analysis aims to reveal the dialectical relationship between linguistic structures (T₁), conditions of production/interpretation (T₂), and ideological context (T₃). At the textual level (T₁), four major discursive strategies are identified:(i) modality asymmetry: grandmother [MOD(S)], young woman [MOD(W)]; (ii) lexical asymmetry: grandmother [+INDIVIDUAL/+STATUS], young woman [INDIVIDUAL/+BODY]; (iii) the concealment of agency [AGENT = ∅], through which the critique of modernization is naturalized; (iv) the construction of fatalism through butterfly symbolism [BLACK → DEATH]. At the discursive practice level (T₂), the story is found to align with the nationalist discourse of Genç Kalemler magazine, while also demonstrating how a male author speaks on behalf of women [(MALE) → (FEMALE VOICE)]. At the level of social practice (T₃), the story intertwines the ideologies of fatalism, nationalism, nostalgia, and patriarchy. The study demonstrates that the story both reproduces and bears witness to the patriarchal order, yet ultimately fails in its attempt at transformation [TRANSFORMATION → ✖]. In conclusion, although “Bahar ve Kelebekler” claims to give voice to women, it constructs this voice as a representation shaped by a male author and ultimately resolved through fatalism. These findings demonstrate that the linguistic construction of female representations in early Turkish literature is directly linked to the nationalist and patriarchal discourses of the period, and that CDA offers a powerful tool for deciphering this relationship