GÜNEY ANADOLU’DA ARAMİ BİR DEVLET OLARAK SAM’AL VE KRALI KİLAMUWA’NIN DIŞ POLİTİKASI

Author:

Number of pages: 8-15
Year-Number: 2015-1

Abstract

Sami toplumlar tarih boyunca birkaç kez Arap çöllerinden kuzeye doğru göç etmişlerdir. Baskın kültürleri sayesinde gittikleri yerlerde dillerini ve inançlarını yerel halka kabul ettirebilmişlerdir. İlk olarak Akkadlar, Sümer coğrafyasında güçlü bir kültür oluşturmuşladır. Onlardan sonra ise Asurlular aynı şekilde büyük ticari ve siyasi organizasyonlar kurarak dillerini Anadolu’ya kadar uzatmışlardır. Araştırmanın ana konusu olan Aramiler ise batıdan gelen “Ege Göçleri” ile çağdaş bir kitle hareketi uygulamışlardır. Güney çölleri ve tepelerinden gelen Aramiler, Egeli istilacılar gibi Anadolu’yu işgal etmişler ve bu sayede Anadolu oldukça heterojen bir hal almıştır. Buna rağmen Anadolu halkları her ne kadar oldukça karışık hale gelse de yerli halk, gelen kavimler arasında hemen erimemiş ve varlıklarını uzun süre hissettirmişlerdir. Aramiler, geldikleri Anadolu yarımadasındaki yerel halkın diline saygı duymak zorunda kaldığı gibi yine yerel kültüre ait isimler kullanmak zorunda kalmışladır. Bu çalışma Anadolu kültürünün oldukça kuvvetli olan Arami kültürü karşısında oldukça sert bir şeklide durduğunu ve yerel halkın yabancı kökenli siyasi otoritelere karşı kendi haklarını koruyabildiklerini konu almaktadır.

Keywords

Abstract

The Sami people had migrated several times from Arabian deserts towards the north throughout the history. By means of their dominant culture, they could imposed their languages and beliefs to local people. First of all, the Akkads formed a strong culture in the Sumerian geography. After the Akkads, the Assyrians prolonged their languages to Anatolia by means of founding large commercial and political organizations. As for the Arameans (who are the main subject matter of article), we argue that they performed a contemporary mass movement with the “Aegean Migration” coming from the west. The Arameans, coming from the southern deserts and mountains, invaded Anatolia like Aegean invader. By this means, Anatolia became highly heterogeneous place. In spite of that local population of Anatolia did not suddenly dissolved in to incoming races. Despite of the fact that Anatolia became highly heterogeneous place, local people continued their existence for a long time. The Arameans had to show respect to languages of local people of Anatolia and had to use local names. This paper focuses on the fact that Anatolian culture resisted against vigorous Aramean culture and that local people could defended their rights against foreign political authorities.

Keywords